Pdf Kitaplık

Doctor Who Dehşet Ağı - Mike Tucker ePub PDF e-Kitap indir




Mike Tucker - Doctor Who Dehşet Ağı ePub eBook Download PDF e-Kitap indir
Mike Tucker - Doctor Who Dehşet Ağı PDF ePub eKitap indir

12. Doktor’un 2. romanı olan “Doctor Who Crawling Terror”‘ın Türkçe çevirisi “Doctor Who Dehşet Ağı” İthaki Yayınları’ndan çıktı.

"Daha büyük bir böcek göreceğinizi hiç sanmıyorum." Doktor bu kez, İngiltere'nin Wiltshire kasabasının bütün sakinliği arasında II. Dünya Savaşı'ndan kalma bir gizemi aralamaya götüren esrarengiz ve ürkütücü macerasıyla karşınızda!

Gabby Nichols oğlunu uyuturken aniden kızının bağırışını duyar. "Anne! Odamda bir örümcek var." Ve birden çığlıklar başlar… Kevin Alperton okula giderken büyük bir sivrisinek tarafından saldırıya uğrar. Ve işler tehlikeli bir hal alır. Yine de Doktor'u asıl endişelendiren ne koca bir örümcek ağı yumağıyla kozalanmış ölü bir ceset ne de mutasyona uğramış böcek sürüsüdür. Kasabanın dış dünya ile bütün bağlantılarının kesilmesinin ve böceklerin yavaşça kontrolü ele geçirmesinin önüne geçilebilecek mi? Antik bir taş çemberdeki tuhaf semboller ne anlama gelmekte? Kökü II. Dünya Savaşı'na dayanan bu gizem çözülebilecek mi?
Yeni Lena bile biraz utangaç. İnsanın arkadaşsız olmasından daha kötü bir şey varsa, o da birilerinin ona arkadaşsız olduğu için acımasıdır. “Dürüst olmak gerekirse, kızlarla aram pek iyi değil,” diyor Lena. “Onları pek... olgun bulmuyorum.” Konuşurken kadın sol kulağımın hemen arkasındaki yara izini görebilsin diye başımı hafifçe çeviriyorum. Prosedürün işareti, tedavi olduğumu gösteren işaret.
Kadının yüz ifadesi derhâl yumuşuyor. “Eh, evet, elbette. Ne de olsa çoğu senden daha genç. Henüz on sekizlerine basmadılar ve tedavi olmadılar.”
Ellerimi elbette der gibi iki yana açıyorum.
Ama Bayan Tulle’un sesi sertliğini kaybetse de, kadının benimle işi bitmemiş. “Bayan Fierstein derste yine uyuyakaldığını söylüyor. Endişeliyiz, Lena. Derslerin senin için fazla ağır olduğunu mu düşünüyorsun? Geceleri uyumakta zorlanıyor musun?”
“Biraz stresliyim,” diye itirafta bulunuyorum. “Bu DA olayları, falan.”
Bayan Tulle kaşlarını kaldırıyor. “DA’da olduğunu bilmiyordum.”
“Bölüm A,” diyorum. “Gelecek cuma büyük bir miting yapacağız. Aslında bu öğleden sonra Manhattan’da planlama toplantımız var. Geç kalmak istemiyorum.”
“Tabii, tabii. Mitingden haberim var.” Bayan Tulle kâğıtlarını kaldırıyor, kenarlarının aynı hizada olduğundan emin olmak için onları masaya çarptırıyor ve bir klasöre koyuyor. Paçayı kurtardığımı anlıyorum. DA sihirli kelime: Deliriasız Amerika. Açıl susam açıl. Kadın artık çok kibar. “Müfredat dışı aktiviteleri derslerinle dengelemeye çalışman çok etkileyici, Lena. Biz DA’nın yaptığı işi destekliyoruz.
Dengeyi sağladığından emin ol, yeter. Kurul puanlarının sosyal aktivitelerinin yüzünden düşmesini istemiyorum -o aktiviteler ne kadar önemli olursa olsun.”
“Anlıyorum.” Başımı eğip pişman görünüyorum. Yeni Lena iyi bir aktris.
Bayan Tulle bana gülümsüyor. “Şimdi, gidebilirsin. Toplantına geç kalmanı istemeyiz.”
Ayağa kalkıp kitap çantamı omzuma atıyorum. “Teşekkürler.”
Kadın başını kapıya doğru eğiyor. Bu, gidebileceğimi söyleyen bir hareket.
Çizik çizik muşamba zeminli koridorlardan geçiyorum. Yine beyaz duvarlar, yine sessizlik. Diğer bütün öğrenciler evlerine gitmiş.
Sonra çift kanatlı kapılardan çıkıp göz kamaştırıcı, beyaz manzaraya kavuşuyorum. Martta yağan beklenmedik kar, sert ve parlak bir ışık, kalın ve siyah buz kalıplarının içindeki ağaçlar. Ceketime iyice sarınıyor, ayaklarımı yere vura vura demir kapıdan Sekizinci Cadde’ye çıkıyorum.
Artık böyle bir kızım. Geleceğim burada, düşmeye hazır hançerler gibi duran buz sarkıtlarıyla dolu bu şehirde.
Kardeş Şehirler’de hayatımda görmediğim kadar çok trafik var. Portland’da hemen hemen kimsenin arabası çalışmıyordu. New York’ta insanlar daha zengin ve benzine paraları yetiyor. Brooklyn’e ilk geldiğimde bazen sırf tek seferde bir düzinesi art arda geçen arabaları izlemek için Times Meydanı’na giderdim.
Yine de, Manhattan’da ilerlerken yolların neredeyse boş olduğunu görüyorum. Bindiğim otobüs Otuz Birinci Cadde’de, is renkli bir kar yığınına saplanmış bir çöp kamyonunun arkasında kalıyor ve Javits Center’a ulaştığımda DA toplantısının çoktan başlamış olduğunu fark ediyorum. Basamaklar da, devasa giriş holü de boş. Bir mikrofonun uzaktan gelen gümbür gümbür cızırtısını, kulağa kükreme gibi gelen alkışları duyabiliyorum. Aceleyle metal detektörüne gidip çantamı bırakıyorum, sonra kollarımla bacaklarımı açarak duruyorum ve bir adam detektörünü etkileyici bir tavırla göğüslerimin üzerinden, bacaklarımın arasından geçiriyor. Bu prosedürlerden utanmamayı öğreneli çok oluyor. Sonra çift kanatlı kocaman kapının hemen ilerisindeki katlanır masaya gidiyorum. Kapıların arasından yine alkışlar, yine mikrofonun yükselttiği, gök gürültüsünü andıran, tutkulu sesi duyuyorum. Kelimeleri seçemiyorum.
Masanın arkasındaki kadın -bir gönüllü- “Kimlik, lütfen,” diye vızıldıyor. Kadın kimliğimi tararken bekliyorum. Sonra kadın bana sert bir baş hareketiyle geçmemi işaret ediyor.
Konferans salonu çok büyük. En az iki bin kişilik olmalı ve her zaman olduğu gibi, neredeyse tamamen dolu. En solda, sahneye yakın bir yerde birkaç boş koltuk var. Odanın
çevresinden dolaşıyor, koltuğa elimden geldiğince dikkat çekmeden oturmaya çalışıyorum. Endişelenmeme gerek yok. Kürsünün arkasındaki adam odadaki herkesi büyülemiş. Hava yoğun. Sanki havada düşmeyi bekleyen binlerce damlacık var.
“... Güvenliğimizi garantiye almak için yeterli değil,” diyor adam. Sesi konferans salonunda gürlüyor. Yüksek floresan lambaların ışığında, saçı siyah bir kask gibi pırıl pırıl parlıyor. Bu adam DA’nın kurucusu Thomas Fineman. “Bize riskten ve zarardan, hasardan ve yan etkilerden söz ediyorlar. Ama harekete geçmezsek halk olarak, toplum olarak neleri göze almış olacağız? Bütünü korumakta ısrarcı olmazsak, küçük bir bölümün sağlıklı olmasının ne yararı var?”
Alkışlar. Thomas gömleğinin kol ağızlarını düzeltiyor, mikrofonun üzerine iyice eğiliyor. “Bu hepimizin tek amacı olmalı. Bu, gösterimizin hedefi. Hükümetimizden, bilim insanlarımızdan, devlet kurumlarımızdan bizi korumalarını istiyoruz. Halklarına inanmalarını, Tanrı’ya ve onun Düzen’ine inanmalarını istiyoruz. Tanrı’nın kendisi mükemmel yaratıya ulaşmaya çalışırken binlerce yıl boyunca, bir şekilde kusurlu ya da hasarlı olan türleri reddetmedi mi? Bazen daha iyi bir topluma dönüşmek için zayıfları ve hastalıklıları aramızdan atmamız gerektiğini öğrenmedik mi?” Alkışlar iyice artıyor. Ben de el çırpıyorum. Lena Morgan Jones alkışlıyor.

Kitabın Adı: Doctor Who Dehşet Ağı
Orijinal Adı: Doctor Who: The Crawling Terror (12th Doctor novel)
Alt Başlık: Dr Who Dehşet Ağı PDF oku eKitap İndir
Yazar: Mike Tucker
Çevirmen: Nazlı Saltan
Yayın Tarihi: 4 Aralık 2015
Sayfa Sayısı: 192
Dili: Türkçe
ISBN: 9786053755104
Yayınevi: İthaki Yayınları
Tür: Roman, Edebiyat, Bilimkurgu, Macera, Fantastik

Hakkındaki Diğer Kitaplar:
• 11 Doktor 11 Öykü - 11 Yazar
• Trenzalore Öyküleri

Kategoriler;
Edebiyat / Bilim Kurgu

Tıkla indir
(Not: İndirmek İçin Tıkladığınızda; 5 Saniye Bekleyip Reklamı Geç'e Tıklayıp İndirebilirsiniz)


Doctor Who Dehşet Ağı - Mike Tucker ePub PDF e-Kitap indir TIKLA!
Bize en büyük desteği yorum yaparak sağlayabilirsiniz.
Ayrıca paylaş butonlarını kullanmayı ve kırık linkleri bize bildirmeyi unutmayın